İnsan Kendi Sesini Ne Zaman Kaybeder?
İnsan Kendi Sesini Ne Zaman Kaybeder?
İnsan kendi sesini bir anda kaybetmez.
Önce başkalarının fikirlerini dinlersin.
Sonra onları düşünmeye başlarsın.
Bir süre sonra kafandaki düşünceler gerçekten sana mı ait, yoksa bir başkasına mı… ayırt edemezsin.
En tehlikelisi de budur.
Başkalarının sesini kendi sesin sandığın an…
⸻
Şimdi birlikte bu konunun temeline inelim.
İnsan sosyal bir varlıktır.
Etrafımızdaki kitle ister geniş olsun, ister dar…
İnsan sürekli onay ihtiyacı duyar.
Bu durumu inkâr etmek neredeyse imkânsızdır.
En basit örnekle anlatacak olursak, birbiriyle uyumlu kıyafetler giyeriz.
“Bu bununla yakışmaz” kavramı aklımızın bir yanında mutlaka yer etmiştir.
Bu yüzden ev ortamında kombinlerimize dışarıda olduğu kadar özen göstermeyiz.
Kendi evimizde biz bizeyizdir.
Yazının devamında “biz bize” yani kendimizin özgür alanının önemini ve bunu tekrar kazanmak üzerine birlikte düşünelim.
⸻
Kendi düşüncelerimizin dışındaki tüm sesleri “gürültü” olarak adlandıracak olursak, bunu 3 kaynağa bağlayabiliriz:
• Sosyal medya
• Çevre
• “Bence” diyen insanlar
⸻
Sosyal medya günümüzde çok geniş bir yaş aralığına sahip kitle tarafından kaçınılması mümkün olmayan bir şekilde hayatımızda büyük bir yer kaplıyor.
Buna itirazı olan var mı merak ediyorum.
Eskiden bilgisayar başında çok vakit geçiriyoruz diye bize kızan annelerimiz,
şimdi bize komik videolar,
“Mutlaka görmeniz gereken 5 şey” başlıklı içerikler
ve motivasyon videoları gönderiyor.
Bu ilk bakışta sevimli ve komik geliyor insana.
Ama baktığımız zaman; büyük bir kitle aynı şeylere gülüyor,
aynı doğruları kabul ediyor,
tartışsa bile aynı şeyleri tartışıyor.
Yani hayatı aynı pencereden izliyor.
Ve bu pencere çoğu zaman gerçeği yansıtmıyor.
⸻
Çevremiz, birbiriyle aynı kalıp değerlere sahip insanlar tarafından oluşur.
Belki de zamanla hayatımızdaki en önemli yere sahip kavram çevredir.
Ve çevremizin onayı kararlarımızda sandığımızdan çok daha büyük bir etkiye sahiptir.
⸻
“Bence” diyen insanlar, etrafımızda olmalarını severiz.
Fikirlerimize farklı bir perspektif katarlar.
Ya destekleyen cinsten,
ya da köstek olan cinsten.
İki durumda da karar verirken aklımızın bir yerinde o “bence”yi mutlaka duyarız.
⸻
Kendi sesini kaybetme süreci bu üç temel kaynağın etrafında şekillenir.
Peki farkında dahi olmadan bu duruma ne sebep oluyor?
• Onay ihtiyacı
• Kararsızlık
• Sürekli başkalarına danışma ihtiyacı
Bu üç sebep de aynı temele bağlıdır:
Yeterli sorumluluğu almayan cesaretimizin olup olmaması.
Ve bu cesaret eksikliği, hayatın her köşesinde yönümüzü belirler.
⸻
Bu sıralar tanıştığım insanların çoğundan şunu duyuyorum:
“Ben bu mesleği neden seçtim?”
“Aslında ben bu bölümü okumak istememiştim…”
Çevremizden duyup doğru sandığımız şeyler ne kadar hayatımıza yön veren şeyler aslında…
Mezuniyet sonrası iş imkanı, statü kaygısı, makam merakı…
⸻
Neyse ki her zaman bir fırsatımız var.
Birebir kendi hayatımdan tecrübe ettiğim bir durum bu.
3 üniversite değiştirmeme rağmen kendimi okuduğum bölüme ait hissedemedim.
İktisat fakültesinde okuyup masa başı iş yapmayı kabullenemeyen nadir insanlardanımdır herhalde.
Neyse ki 2. sınıftayken okula zincirli bir hayat yaşamak zorunda olmadığımı anladım
ve sonunu çok da düşünmeden bir yazılım şirketi kurdum.
Ve sonrasında buna benzer çok fazla hikayeye şahit oldum.
⸻
Gidişattan memnun olmadığınızı fark ettiğinizde hâlâ fırsat var demektir.
⸻
“Yalnız değil, tek başına” yazımda kendi kendimizle kalmanın öneminden bahsetmiştim.
Şimdi de kendi sesimizi duyma fırsatımızı aynı şekilde ifade edebilirim.
Alacağımız önemli kararlardan önce mutlaka tek başına kalıp kendimizle düşünmeliyiz.
Uzun süredir duymadığımız kendi sesimize seslenmeliyiz.
⸻
Bunu yapabilmek için şu 3 soruyu kullanabiliriz:
1.Vereceğim bu karar şu anki durumuma baktığım zaman uzun vadede bana nasıl hissettirecek? (Huzurlu mu, huzursuz mu?)
2.Yaparsam / yapmazsam pişmanlık duyacak mıyım?
3.Bu kararın sonucu benim dışımda kimleri etkiliyor?
⸻
Bu soruların sonuncusunun üzerinde detaylı şekilde durmak istiyorum.
Vereceğimiz karar bizim üzerimizde olumlu ya da olumsuz bir sonuç doğurduğunda,
kendimiz dışında herhangi bir kişiye aksi şekilde etki ediyorsa,
uzun veya kısa vadede bu karar bize huzursuzluk getirecektir.
Başkası mutlu olsun diye kendi mutluluğumuzu seçmemek ile
kendimiz mutlu olmak için başkasının mutsuzluğunu görmezden gelmek
iki durumda da huzur açısından genelde aynı sonucu doğurmaktadır.
⸻
Son kısmı özetleyecek olursak;
Kendimize asla ama dış seslerin tümüne, yani tüm “gürültülere”* gerektiğinde sağır olmayı başarabildiğimiz anda
hayatın daha yaşanır ve huzurlu olacağının garantisini verebilirim.
*Gürültü olarak; Sosyal medya, Çevre ve “Bence” diyen insanları gruplamıştık.
⸻ 21.01.2026